16 Şubat 2025 Pazar

Tayland - Japonya Seyahati - Bölüm 2

 


Arada Skyscanner programını kontrol ederim. Ucuz uçak biletini oradan yakaladım. Bileti de GotoGate'den aldım. Havayolları şirketi de Ethiad idi. Abu Dabi'den aktarmalı uçacaktım. Sabah 07.30 gibi İstanbul'dan havalanıp, gece 00.00 civarında Bangkok'a inecektim. Tayland Türkiye'den 4 saat ileride. Aslında arada çok daha fazla saat farkı varmış gibi geliyor. Uçağın gece inecek olması tercih edeceğim bir durum değil ama biletin ucuzluğunun nedenlerinden biri bu. Uçak İstanbul'dan 1.5 saat rötarlı kalkmasına rağmen 00.30 gibi Bangkok Suvarnabhumi havaalanına indim. Bangkok'ta iki havaalanı var. Yurtdışı uçuşlar için genelde Suvarnabhumi kullanılırken, Asya ülkeleri ve ülke içinde genelde Don Mueang kullanılıyor. Tayland Türklere 90 gün vize uygulamıyor. Elinizi kolunuza sallayarak gelip girebiliyorsunuz. 

Gece 00.00'dan sonra toplu ulaşım olmadığından, Asya'nın harika uygulaması Grab ile taksi çağırdım. Uygulama çok kolay ve güvenilir. Teknoloji kullanmakta çok becerikli olmamama rağmen zorluk yaşamadım. Üstelik Tayca ya da İngilizce bilmenize de gerek yok. Uygulama da çeviri özelliği de var. Havaalanında az bir döviz çevirdim. Kurlar hali ile havaalanında daha düşük. Şehir merkezinde hem döviz bozduracağım hem de bir Tayland telefon hattı alacağım. Aracıma biniyor ve Bangkok'un sıcak gecesinde meraklı gözler ve heyecanlı kalbimle el ele tutuşup otele doğru hızlıca gidiyoruz. Asya ilk güzel sürprizini başlar başlamaz veriyor. Bugün, yani 5 Aralık Kral'ın Günü imiş. 2016'da ölen ve ülkesine 70 yıl krallık yapan, halkı tarafından çok sevilen Kral Bhumibol'un doğum günü. Ayrıca bugün Tayland'da babalar günü olarak da kutlanıyor. Ülkede törenler, kutlamalar yapılırken, sokaklarda bedava yemek , içecek, ücretsiz yollar babadan çocuklarına aktarılıyor.

Otelime vardığımda, Bangkok için bile geç bir saat olmuştu. Odama çıktığımda müthiş mutluluk kapladı içimi. Bütün seyahatim boyunca kaldığım en iyi en büyük oteldi. Standart bir otel odasının 4 katı büyüklüğünde, nerede ise bir oda büyüklüğünde balkon...Gece balkondan gelen bugüne kadar hissetmediğim kokular, sesler. Bunu kesinlikle anlatmaya kelimeler yetmez. Özellikle kokular beni o kadar benden aldı ki o kadar uykum olmasına ve yorgun olmama rağmen uzun müddet uyuyamadım. İlk geceden sonra bir daha o kokuyu hissedemedim. Çünkü alışmıştım. Artık uyuyup ertesi gün kahvaltı için o uçsuz bucaksız, yıllardır beklediğim, özlemle izlediğim, yemesem de tatlarını damağımda hissettiğim yiyecekler dünyasına adım atmalıydım.

15 Şubat 2025 Cumartesi

Tayland - Japonya Seyahati - Bölüm 1

 



Kendimi bildim bileli coğrafyaya, haritalara, bilmediğim şehirlere olan merakım sönmedi. Bu küçük ama hiç sönmeyen ateşi kendi mümkünlerimle, ona bazen kısa bazen uzun seyahatler vererek canlı tuttum. Yine de daha büyüyebilecek bir ateş olması için kendimi aşan seyahatlere imkanım yetmedi demeyeceğim, çünkü buradan bakınca asıl nedenin korku olduğunu anladım. Hayatı kendi çizdiğimiz çerçevelerle sınırlıyoruz. Tabi ki şartlar ağır ve düşünmek zorunda olduğumuz konular var. Ama işte öyle görünmez bir çizgi ki bu, anlatmaya kelimeler yetmez. Sadece hem okura hem kendime tekrar bir not olarak diyebilirim ki, tüm olanların, zorluklarının sınırını düşünmeden de "hayal et", bakalım neler çıkacak? Yanlış anlaşılmasın, herkes her şeyi yapabilir gibi bir zırvadan bahsetmiyorum. Hayat tercihlerimizle ilerlediğimiz bir yol. Seçtiğimiz yollar bizi başka yollara götürüyor. Bu tercihleri yaparken neyi gerçekten istediğimizi daha iyi düşünebiliriz belki. Mesela, ben kirada bir evde oturuyorum. Evi kapasam ve kiramı ayda bir müddet seyahate harcasam, geri kalan zamanımı da köydeki kulübemde geçirsem olmaz mı diye düşünmüyor değilim. İşte bu bir tercih. Seyahat mi yoksa barınma güvenliği ve konfor mu? Bunu her birey kendi dünyasında sorgulayabilir. Kiminin tercihleri daha zor kiminin ki daha kolay. Unutulmamalı ki her insanın derdi de kendine büyük. 

İşte trenin vagonları gibi bir duraktan diğerine giderken zihnimdeki düşünceler, yıllardır ertelediğim, o kadar uzağa gitmeye cesaret edemediğim, bütçesinden korkup, harcamak istemediğim Uzakdoğu seyahati istasyonuna tekrar geldi. Ve tüm engellerden sıyrılıp, önüme bir de gerçekten uygun aktarmalı  Bangkok uçak bileti düşünce uzun süreli bir yolculuk için daha iyi bir zaman olamaz deyip bileti aldım. Canım anneme buradan bir teşekkür etmek isterim, o nedenini bilir:) Çok da kısa bir vadeye gidişimi aldım ki caymayayım diye çünkü zamanın birinde, bir Bangkok bileti alıp gitmek zor geldiği için bileti yakmışlığım da vardır. Tam 25 günlük bir yolculuk olacaktı. Hayatımın en uzun yolculuğu.  Ruhsal olarak bir değişime yol açacak mı merak etmiyor da değildim. Neler olacaktı? Dünyanın bir ucu. Tamamen yabancı bir kültür. Kimlerle karşılaşacaktım? Hayatımın tam da temelinden değiştiği 49. yaşımın son zamanlarında beni nasıl etkileyecekti? Üstelik sadece bir sırt çantası ile yola çıkacaktım. Aktarmalı olduğu ve Bangkok'tan sonra başka ülkelere de seyahat planladığım için özgür olmak istiyordum. Ani bir karar verdiğim için bir seyahat planın yapmamıştım. Bangkok'tan sonra Chiang-Mai, Phuket tarafı, Malezya üzerinden Singapur ve Endonezya'yı kaba taslak düşünüyordum. Fakat daha sonra yine ani bir kararla Bangkok-Chiang-Mai-Phuket ve Japonya olarak planı değiştirdim. Bu değişikliğin sebebi, Japonya dışındaki diğer ülkelerin yaklaşık benzer kültürler olması ve Japonya'yı çok merak etmem idi. Böylelikle ana hatları belirli olan planımla Aralık başında, yağmurlu bir şafak öncesi, soğuk iklime yavaş yavaş veda ederek Kadıköy'den otobüse binerek havalimanına doğru yola çıktım...

7 Şubat 2025 Cuma

Beni Hiç Bir Zaman Anlayamayacaksın !

 


    Elektrikli ısıtıcının yaydığı ısı yukarıya yayılırken, baktığım yerden hayali bir dünya oluşuyor. Aylardan yılın en karanlık, en dipsiz kuyusu olan Şubat. Ne rastlantı ise doğum günüm de bu ay. Soğuk, ısıtıcının yaydığı sıcağı bile dünyadan uzaklaştırmak ister gibi yukarıya doğru itiyor. Tek başıma yağmurun altında yürüdüğüm sokaklar boyunca kaldırımların ıssızlığı ve su birikintilerinden geçerken ne kadar ıslandığım da umurumda değil. Bazen yapacak en iyi şey hiçbir şey yapmamaktır ki bunu anlayabilene kadar  bayağı hırpalanmış, su birikintilerinden hızlıca geçen arabalar ıslatmış ve sokakların soğuğu bizi yataklara düşürmüş olabilir.

      Karanlık gecenin arifesinde, kediler hatırladığı en kuytu köşelerine tekrar dönerken, seni ıslatan araba belki bir kırmızı ışıkta takılı kalmışken, olanları anlatacak birinin olmasını hep istemedin mi? Girdiğimiz onca sınavda sorulan "boşlukları" doldurduğun kelimeleri, senin yerine tamamlayacak, ağzından yanlışlıkla çıkan kelimeleri, ruhunu bilerek, yılın en soğuk zamanında elini elinin üstüne koyarak seni anladığını gözlerinden anlayacağın insanı beklemedin mi?

         Senin cevabını beklemeyeceğim sevgili okur. Çünkü sen de beni hiç bir zaman anlamayacaksın. Hayat kocaman bir "kulaktan kulağa" oyunu. Ağzımızdan çıktığında kelimeler ve cümleler, ortalıkta özgür, oradan oraya uçuşan anlamlar oluyor. Kim hangi anlamı yakalarsa onu alıyor kendine. Kendim bile kendime ne olduğunu anlatamazken, kimden neyi bekliyorum? Bunu beklemek, yılın en karanlık, en dipsiz kuyusu olan Şubatta, dışarıda ısıtıcıdan yayılan ısının, göğe doğru değil, ayaklarını ısıtmasını beklemektir. Ve bazen hiçbir şey yapmamak gerekir. Kimsenin seni anlamasını beklememek gibi.